1. GİRİŞ VE MEVZUAT ÇERÇEVESİ Türk Hukukunda boşanma sebepleri ve şartları, **4721 sayılı Türk Medeni Kanunu**’nun 161 ilâ 166. maddeleri arasında sınırlı sayı ilkesi (numerus clausus) uyarınca düzenlenmiştir. Boşanma sebepleri doktrin ve uygulamada özel boşanma sebepleri (TMK m. 161-165) ve genel boşanma sebepleri (TMK m. 166) ile mutlak boşanma sebepleri ve nisbi boşanma sebepleri şeklinde ayrımlara tabi tutulmaktadır.
Hukuki konularda hazırlanan bilgilendirici yazıların ve makalelerin internet sitesinde yayımlanması ise 1136 sayılı Avukatlık Kanunu, Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun kişilik haklarının korunmasına ilişkin 24 ve 25. maddeleri kapsamında değerlendirilmektedir.
2. TÜRK MEDENİ KANUNU KAPSAMINDA BOŞANMA SEBEPLERİ VE KANUNİ ŞARTLARI
A. Özel Boşanma Sebepleri ### 1. Zina (TMK m. 161) Zina, eşlerden birinin evlilik birliği devam ederken karşı cinsten bir başkasıyla cinsel birliktelik yaşamasıdır. Özel ve mutlak bir boşanma sebebidir; zinanın varlığı ispatlandığında hâkim ortak hayatın çekilmez hale gelip gelmediğini araştırmaksızın boşanmaya karar verir.
4721 sayılı Kanun’un 161. maddesi hükmü şöyledir:
“Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde zina eyleminin üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”
2. Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK m. 162) Eşin canına kastetmesi, bedensel veya ruhsal eziyet teşkil eden ağır şiddet ve eylemlerde bulunması ya da ağır derecede onur kırıcı hareketlerde bulunması halidir. Özel ve mutlak bir boşanma sebebidir.
4721 sayılı Kanun’un 162. maddesi hükmü şöyledir:
“Eşlerden her biri diğeri tarafından hayatına kastedilmesi veya kendisine pek kötü davranılması ya da ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunulması sebebiyle boşanma davası açabilir. Davaya hakkı olan eşin boşanma sebebini öğrenmesinden başlayarak altı ay ve her hâlde bu sebebin doğumunun üzerinden beş yıl geçmekle dava hakkı düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.”
3. Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK m. 163) Eşlerden birinin yüz kızartıcı/küçük düşürücü bir suç işlemesi veya toplum anlayışına göre sürekli şekilde haysiyetsiz bir yaşam sürmesi halidir. Özel ve nisbi bir boşanma sebebidir; fiilin varlığı tek başına yetmeyip diğer eş açısından ortak yaşamın beklenemez hale gelmesi şarttır. Bu sebepte hak düşürücü süre öngörülmemiştir.
4721 sayılı Kanun’un 163. maddesi hükmü şöyledir:
“Eşlerden biri küçük düşürücü bir suç işler veya haysiyetsiz bir hayat sürer ve bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşaması diğer eşten beklenemezse, bu eş her zaman boşanma davası açabilir.”
4. Terk (TMK m. 164) Eşlerden birinin ortak yaşamdan haklı bir sebep olmaksızın kaçınması veya diğer eşi konuttan ayrılmaya zorlaması halidir. Özel ve mutlak bir boşanma sebebidir. Terke dayalı dava açılabilmesi için kanunda öngörülen şekil ve süre şartlarına (en az altı aylık ayrılık, dördüncü ayın bitiminden sonra mahkeme veya noter kanalıyla yapılacak ihtar ve ihtardan itibaren iki aylık sürenin sonuçsuz kalması) uyulması zorunludur.
4721 sayılı Kanun’un 164. maddesi hükmü şöyledir:
“Eşlerden biri, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk ettiği veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmediği takdirde ayrılık, en az altı ay sürmüş ve bu durum devam etmekte ve istem üzerine hâkim veya noter tarafından yapılan ihtar sonuçsuz kalmış ise; terk edilen eş, boşanma davası açabilir. Diğerini ortak konutu terk etmeye zorlayan veya haklı bir sebep olmaksızın ortak konuta dönmesini engelleyen eş de terk etmiş sayılır. Davaya hakkı olan eşin istemi üzerine hâkim veya noter, esası incelemeden yapacağı ihtarda terk eden eşe iki ay içinde ortak konuta dönmesi gerektiği ve dönmemesi hâlinde doğacak sonuçlar hakkında uyarıda bulunur. Bu ihtar gerektiğinde ilân yoluyla yapılır. Ancak, boşanma davası açmak için belirli sürenin dördüncü ayı bitmedikçe ihtar isteminde bulunulamaz ve ihtardan sonra iki ay geçmedikçe dava açılamaz.”
5. Akıl Hastalığı (TMK m. 165) Eşlerden birinin akıl hastası olması durumudur. Özel ve nisbi bir sebeptir. Kanun koyucu, hastalığın iyileşemeyeceğinin resmi sağlık kurulu raporuyla belgelenmesini ve bu durumun diğer eş için ortak hayatı çekilmez kılmış olmasını şart koşmuştur.
4721 sayılı Kanun’un 165. maddesi hükmü şöyledir:
“Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla bu eş boşanma davası açabilir.”
B. Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Sarsılması (TMK m. 166) Evlilik birliğinin temelinden sarsılması, genel ve nisbi bir boşanma sebebidir. 4721 sayılı Kanun’un 166. maddesinde dört fıkra halinde düzenlenmiştir:
Çekişmeli Boşanma (Temelden Sarsılma): Ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede birliğin temelinden sarsılmasıdır (TMK m. 166/1).
Kusur İtirazı: Davacının kusuru daha ağır ise davalının açılan davaya itiraz hakkı mevcuttur; ancak bu itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve birliğin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir (TMK m. 166/2).
###Anlaşmalı Boşanma: Evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile müşterek çocukların durumuna ilişkin düzenlemeyi uygun bulması şarttır (TMK m. 166/3).
Fiili Ayrılık (Ortak Hayatın Yeniden Kurulamaması): Boşanma sebeplerinden biriyle açılan davanın reddine karar verilip bu kararın kesinleşmesinden sonra kanunda öngörülen sürenin geçmesi ve ortak hayatın yeniden kurulamamış olması halidir. 14/11/2024 tarihli ve 7532 sayılı Kanun’un 13. maddesi (RG: 27.11.2024) ile yapılan değişiklik uyarınca ret kararının kesinleşmesinden sonra aranacak bekleme süresi bir yıla indirilmiştir.
4721 sayılı Kanun’un 166. maddesi güncel hükmü şöyledir:
“Evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Yukarıdaki fıkrada belirtilen hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir. Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur. Bu hâlde tarafların ikrarlarının hâkimi bağlamayacağı hükmü uygulanmaz. Boşanma sebeplerinden herhangi biriyle açılmış bulunan davanın reddine karar verilmesi ve bu kararın kesinleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçmesi hâlinde, her ne sebeple olursa olsun ortak hayat yeniden kurulamamışsa evlilik birliği temelden sarsılmış sayılır ve eşlerden birinin istemi üzerine boşanmaya karar verilir.”
